kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

19. Hukuk Dairesi 1996/9645 E., 1997/6213 K.

BİLİRKİŞİ RAPORU

TEMYİZ (CEVAP DİLEKÇESİ İLE)

TEMYİZ HARCI

İçtihat Metni


T.C.
Y A R G I T A Y
19. HUKUK DAİRESİ
B A Ş K A N L I Ğ I

Esas Karar
96/9645 97/6213

Y A R G I T A Y İ L A M I

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması
sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik
olarak verilen hükmün davalı Mustafa vekili ve süresi içinde diğer
davalılar ile davacı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,
gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan Nalan
arasında imzalanan kredi sözleşmesine göre adı geçen davalıya kredi
kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığını,
kredi borcunun ödenmemesi ve bu yönde keşide edilen ihtarın sonuçsuz kalması
üzerine takibe geçildiğini, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini
belirterek, itirazın iptalini ve 40 tazminatın tahsilini talep ve dava
etmiştir.
Davalılar vekili, kredi borcunun tamamen ödendiğini belirterek davanın
reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın kısmen
kabulü ile Bursa 3. İcra Müdürlüğünün 1995/1133 sayılı dosyasında
davalılardan Nalan’nın itirazının 45.898.122. TL.lık, diğer
davalıların itirazının 26.970.613. TL.lık kısmının iptaline ve bu miktarlara
takip tarihinden itibaren 96 oranında faiz yürütülmesine, kabul edilen asıl
alacağın 40’ı oranındaki icra inkar tazminatının her bir davalıdan ayrı ayrı
tahsiline, reddedilen asıl alacağın 40’ı oranındaki kötü niyet tazminatının
davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz
edilmiştir.
1-Davalılardan Mustafa vekili, davacı vekilinin temyizine karşı
düzenlediği cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise
de, söz konusu dilekçenin temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcının da
yatırılmamış olduğu anlaşıldığından, davalı Mustafa vekilinin temyiz
isteminin reddi gerekmiştir.
2-HUMK’nun 275. maddesine göre, hakim çözümü özel veya teknik bir
bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiden görüş almalıdır. Aynı Kanunun 286.
maddesine göre de hakim, belirtilen bilirkişi görüşüyle bağlı olmamakla
beraber, bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi de
usule uygun düşmez. Banka kredi işlemleri nedeniyle kredi borçlusu ve
kefillerin sorumlu oldukları miktarların belirlenmesi işinin de özel ve
teknik bir bilgiyi gerektiren hallerden olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece
uzman bilirkişiden rapor alınmış, raporun yetersiz ve hatalı olan yönleri
yeterince açıklanmadan sözü geçen rapora itibar edilmeyerek re’sen
uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiş, ancak yapılan hesaplama da ayrıntılı ve
denetime imkan verecek nitelikte değildir. Bu durumda kredi süreci
gözetilerek, hesabın kat edildiği, temerrüt ve takip tarihindeki davacı banka
alacağının ulaştığı miktarın belirlenmesi için uzman bilirkişi veya bilirkişi
kurulundan ayrıntılı ve denetime imkan verecek nitelikte rapor alınıp,
Borçlar Kanununun 104/son maddesi uyarınca takipten sonra sadece asıl alacağa
temerrüt faizi uygulanmasına olanak sağlayacak şekilde hüküm kurulması
gerekirken, bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne
karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davalılardan
Mustafa Yağcı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) sayılı bentte açıklanan
nedenlerle davacı vekili ve davalılar Nalan Çolakoğlu ve Çetin Göz vekilinin
temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek
halinde iadesine, 16.6.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA