kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi 2001/10698 E., 2002/3033 K.

MÜTESELSİL KEFALET

İçtihat Metni

T.C.
YARGITAY
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2001/10698 2002/3033

YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ :İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi
GÜNÜ :21.06.2001
SAYISI :1999/876-2001/731


Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.06.2001 tarih ve 1999/876-2001/731 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmelere müteselsil kefil olduklarını, davalı şirket lehine 1.700.000USD bedelli bir teminat mektubu verildiğini, davalının mektubun muhatabı olan bankadan aldığı kredinin faizini, teminat mektubunun devre komisyonlarını müvekkilinin ödediğini, ihtarnameye rağmen davalıların borcunu ödemediğini ileri sürerek, teminat mektubu bedelinin davacı banka veznesine depo edilmesini, dava devam ederken mektubun tazmin edilmesi halinde davaya mektup bedeli tazmin tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve %5 BSMV alacağın tahsili davası olarak devam edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıya müvekkillerinin borçlarına karşılık olarak 1.530.000.000.000TL.lik taşınmaz ipoteği verdiklerini, bu ipoteğin alacağı fazlasıyla karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yargılama sırasında teminat mektubunun tazmin edildiği, davacının davalılardan 1.943.016,54 USD alacaklı olduğu, Nihat’ın kredi sözleşmelerinde kefil olarak imzası bulunmadığı gerekçesiyle Nihat Doğruyol hakkındaki davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine, 1.943.016,54 USD ana para ile 27.4.2000 tarihinden itibaren yıllık %25 faizi ile, faizin fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kuru karşılığının davalılardan C... Denizcilik A.Ş., Cemalettin, Fahrettin, Metin ve Cemal’den 1.530.000.000.000TL. ipotek limiti içinde kalacak kısmı için adı geçen davalılara karşı ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, bu limiti aşan alacak miktarı için ise haciz veya iflas yoluyla takibe girişilerek tahsiline, kefil oldukları halde ipotek vermeyen diğer davalılardan aynı miktar alacağın diğer davalılardan yapılacak tahsilatta tekerrüre yol açmamak kaydıyla tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.nun 45. maddesine göre, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kural olarak adi takip yoluna gidilemez. Ancak, BK.nun 487/1. maddesinde öngörülen müteselsil kefillere ilişkin özel düzenleme, ipotekle takip yapma zorunluluğunun bir istisnasını teşkil eder. Davalılar 10.4.1997 tarihli genel kredi sözleşmelerini müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalamışlardır.BK.nun 487/1. maddesi gereğince kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehni nakte tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine takibat yapabilir. O halde mahkemece, aynı kefalet senedinden müteselsil borçlu ve müteselsilen kefil sıfatıyla borçlu kimselerin ayrı ayrı şartlarda sorumlu tutulmasına neden olacak şekilde şirket borcuna karşı ipotek veren davalılar Cemalettin, Fahrettin, Metin ve Cemal’e karşı ipotek limit içinde kalan alacak kesimi için ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunluluğuna yönelik karar verilmesi isabetli görülmediğinden kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan ve 2 noli bentte belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazların kabulüyle hükmün BOZULMASINA, davacı vekilinin 1 nolu bentte belirtildiği gibi sair temyiz itirazlarının reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA